Kenan Fani Doğan

Kenan Fani Doğan

16 Eylül 2012

Sumer kürtmüdür?



Sumer'in yekpare bütün ülkeyi kapsayan ortak bir dili yoktur. Sumer, adına Gal denen krallar tarafından yönetilen bir şehir devletleri (siteler) konfederasyonudur. Kesintisiz olmamakla birlikte ancak tarihinin belli dönemlerinde bu sitelerden birinin diğerlerini egemenliği altına almasıyla kısa süreli konfederasyon yada imperium düzeyi elde etmiştir. Sumer arşivi bugün netlikle açığa çıkarılmıştır, Sumer tabletlerinin dil çözümleri yapılmıştır. Bu tabletlerin bize öğrettiği şudur; Sumer'in tarihi, sayısı 9'a varan şehir devletlerin birbirlerine karşı yürüttükleri mücadelenin ve bu bağlamda gal (kral) olanların lugal (imparator) olmak için yekdiğerine karşı açtığı savaşların tarihidir. Her sitenin farklı halk gruplarından oluşmasının yanısıra yine her sitenin farklı dini, tanrıları, tapım şekilleri, dili yada dilleri olmuştur. Homojen bir Sumer yoktur. Sumer siteleri içinde hint avrupalı gruba dahil edilebilecek dil konuşan tek site İ.Ö. 2190 yılında varlığı sona eren Ur sitesidir. III. Ur Hanedanlığı'na ait tabletlerde bu durum çok açıktır.

***

Sumer-Kürt ilişkisini hiçbir zaman inkar edemeyiz. Ancak bu ilişkinin düzeyini tarihi gerçekliğine uygun ele almak ve değerlendirmek zorundayız. Önce Sumerce denen bir dil yok, birden çok Sumer dilleri var. İkinci bir husus, Sumer bir coğrafya adı, bir Sumer etnisitesi yok. Sumer tarihi dikkatle incelendiğinde sürekli dışardan içeriye bir nüfus akımı gözlenir. Örnek olarak, Kiş sitesi Elam'la komşudur, yayılarak zaman zaman Elam'ı da içine alır. Tabletlerin bize öğrettiği bu sitenin sami dillere yakın bir dil kullanmakla birlikte Elam'ın dili olan dravidi bir dili de kullandığıdır. Bu duruma birçok sitede rastlayabiliriz. Sumer coğrafyasında ardı ardına Babil, Akkad ve Asur da yaşam buldu hem de imparatorluklar düzeyinde. Dahası bunların her biri aynı zamanda kendine münhasır hususiyetler taşıyan uygarlıklardı. Takdir edersinizki bu kavimler ve dilleri gökten inmedi. Sadece "gal/kal" sözcüklerinin benzerliği üzerinden Sumer'le kürdü eşitleyemeyiz. Gal sözcüğü Sumer'in tümünde kral anlamında kullanılıyordu, kal ise kürtçede yaşlı erkek anlamında kullanılıyor. Sumer krallarının hepsinin yaşlı insanlardan ve rahiplerden oluştuğunu söyleyeme kalkarsak tarihi kayıtlar bizi yalanlar. Ayrıca, bugünkü "kal"ın ses erozyonuna uğrayarak "gal"a dönüştüğünü söylersek sonuçlanmış bir sürecin günümüzden geriye doğru etkilenebildiğini söylemiş oluruz. Tarihi ve fonolojik bakımdan bunun ne kadar doğru olacağını takdirlerinize sunuyorum. Kaldıki kürtçede kal sözcüğü kadar yaygın "pir" sinonimi de vardır. 'Ortak kelimeler diğer dil ve kültürlerle ilişkiye tanıklık ederler, daha fazlasına değil' dersek doğrusunu söylemiş oluruz. Kesin yargı ise belgelendirmeyi gerektirir.

Sumer'e güney ve batıdaki çöllerden nüfus akımı olduğu gibi, kürtlerle ilişkilendirilebilecek doğu ve kuzeydeki dağ silsilesinden de nüfus akımı ve işgal hareketleri Sumer'in tarihi boyunca devamlılık arzeden bir olgudur. Bu olgu daha netlikle anlaşılsın diye III. Ur Hanedanlığı'nı işaret ettim. Dikkatle izlendiğinde diğer sitelerin bazılarına da aynı şekilde sürekli nüfus göçüne ve bu göçleri izleyen işgal yada site yönetimini ele geçirme eylemliliğine tanık olunur. Sumer'i kendi gerçekliği içinde kavramaya çalıştığımızda Zagros kavimlerinin Sumer içindeki varlığı da daha bir doğru tanımlanmış olur. Aksi halde coğrafyayı tek etnisiteye ve tek dile boyama mahzurunu davet ederiz. Tarih bizden önce yaşanmış ve sonuçlanmış bir süreçtir. İdeolojik tercihlerimizi tarih yerine geçiremeyiz, tarihi olduğu gibi almak dışında bir yaklaşım bilimsel olmadığı gibi gerçeği de yansıtmaz. Bunları söylemek kesinlikle kürtlerin eski bir halk olduğunu inkar anlamına gelmiyor ve bu gerçekle çelişmiyor.



14 Eylül 2012

Şa Mus, Şabazoi, Neriman, Sam, Zal



Güneş Mas'tı, Maş'tı, Şa Maştı, Şem'di, Şam'dı.
Ay Mis'ti, Lis'ti, Mez'di, Mezulla'ydı.
Her ikisinin oğlu yöresel telaffuza göre Muş'tu adına Muş kuruldu, Mus'tu adına Musul kuruldu, Mos diyenler Mosıl dediler.
Amed-Mardin yolunun kenarındaki Oğul Tanrı Şa Mus adına inşa edilmiş tapınak arap işgalinden sonra harabeye döndü, geriye tapınağın gözesi kaldı. Üzerine çeşme yaptılar, Oğul Tanrı başrahibinin mezarına da kubbeli bir türbe, çeşmeye bir fisebilillah tası asıp türbede yatanı Şeyh-Mus'a, tapınağı harabeye, rahip mozolesini ziyarete çevirdiler. Çeşme tasa kavuştu, tanrı tenzili rütbeye uğrayarak şeyhe dönüştü ama eski inançlar yeni ve zorla kabul ettirilenin içinde yaşamaya devam etti.

***

Doğuda Şa Bazoi ve Zagreus ismiyle tanınan, Meilikhios (yumuşatıcı), Mousagates (Musaların, yani sanat meleklerinin başı) lakaplarıyla da anılan tanrı, greklerin Dionysos dedikleri ve grek panteonuna dışardan girmiş tanrıydı.
Euripides'in eski Yunan dinlerinin İncil'i sayılan tragedyasında Dionysos tanıtılırken bu tanrının ağzından; "İşte ben, Zeus'un oğlu Dionysos, Kadmos'un kızı Semele'nin yıldırım dolu şimşekler içinde doğurduğu tanrı, Thebai toprağına ayak basıyorum.. Tanrılığımdan soyunup insan suretine girdim.. Ben Lidya'nın altın ovalarından geliyorum. İran'ın güneşten kavrulan kırlarını, Baktria'nın uzun surlarını, Media'nın buzlara örülü örtülü topraklarını dolaşarak" geldiği anlatılıyordu.
Şa Bazoi'yi de Şeyhbızın ettik çıktık işin içinden. Bertiyan deriz de Berti ve Bertil'in eski hint-avrupalı tanrılar olduğundan habersiz, aşiret ismini beriye gitmekle, koyun sağmakla açıklarız.
Grekler sonradan Olimpia panteonuna kattıkları bu tanrıya hür, özgür, özgürlük veren anlamında Eleutheros, Romalılar latincede aynı anlama gelecek şekilde Liber sıfatlarını vermişlerdi.

(Dionysos'un sıfatlarından bazıları ve anlamları Azra Erhat'ın Mitoloji Sözlüğü'nden alınmıştır)

***

Kürtlerin çok tanrılı pagandan güneş tapımına, sonra ezdiliğe, sonra da müslümanlığa geçişi Şemdinli isminin tarihsel seyrinde de açıkça görülür.
Bu kasabanın bilinen en eski ismi Şenbo'dur. Sin, Şin, Şên ay anlamına gelir.
İrani yayılma ile Güneş tapımı dominant hale gelir ve adı Şemsilerin memleketi anlamında Şemzinan'a dönüşür.
İslamiyetle birlikte kürtler yöreye dinin güneşi anlamında Şemdinan demeye başlarlar.
Yeni her din eski dinin önemli figürlerini ya kutsal kişiye, ya lanetli kişiye, ya meleğe, ya şeytana dönüştürerek bünyesine monte etmiştir bu istinasız her dinde görülür. Kürtlerin ezelden şemsi oldukları yada ezdi oldukları tarihi gerçekle uyuşmaz. Kürtler 5 bin yıllık zaman dilimi içerisinde tıpkı diğer toplumlar gibi çok tanrılı dinlerden düalist yada tek tanrılı dinlere geçmişlerdir.
Rojkan (Ruzgi) aşiret konfedarasyonunu oluşturan iki ana kolu Bilbas ve Kavalisi'ye ilaveten her kolda yer alan 12'şer aşireti incelediğinizde yine aynı durumla karşılaşırsınız.
Cibran konfederasyonunun iki ayrı kolu olan aşiretlerin günümüzde Halidbeglu ve Şekerbeglu diye bilinen isimlerinin aslı kendilerinin de kabul ettiği gibi Xalıdî ve Sekerandır. Bu her iki isim de dinsel sıfattır. Sekeran adı avcı tanrıdan, Khaldi adı Urartu baştanrısından gelen isimlerdir.
Kürtlerin eski inançlarında yılan kültü, geyik kültü, akarsulara ve dağlara tapınma türleri de var. Kürtlerin inanç sistemi homojen değil. Belli bir inanç dahi kendi bünyesi içinde homojen değil ve sektlerden oluşuyor. Bılbasi ve Kavalisi ayrılığından Rojkan'a geçiş Güneş tapımında birlik sağlanması yoluyla varılmış bir inanç sentezi, toplumsal manada bir konsensüstür.
Lulubi isminden Halepçe'ye, Haleb'e, aslı Hulpo olan Kulp'un ismine kadar bir çok topluluk ve yerleşme birimi şemsilik öncesi paganizmin izlerini taşır.
Bedlis'in en eski formu olan Balis yada Balalis formları yine çok tanrılı paganist dönemin tanrı ismidir.
Mardin dahi Mard'dan gelir.
Tercan (Tercon) adı, Hitit'te Tarhund adıyla tapım gören Urartu tanrısı Tarqun'un isminden başkası değildir.

***

Kürdistan'da iki tane Nisibis ve bir tane de Kamissa şehri var. Dionysos ismi Nysa'nın tanrısı anlamına gelmektedir. Nisibisler bugün Nisebin ve Nizip olarak yazılsa da eski coğrafyacıların ve tarihçilerin eserlerinde Nisibis olarak geçiyor ve ikisini karıştırmamak için dikkatlice lokalize ediyorlar. Kamissa ise Artemis'in doğulu, Mezopotamik adıdır. İslamiyete kadar Qamişlo yoktu, Kamissa vardı. Bir de Nemrut dağındaki parto-hellenistik heykellere bakın, kürtlerin çok tanrılı dinlerinin olmasına ilaveten bazı kürt toplulukları hellen inançlarını bile benimsemişlerdir.
Partlar, İsadan 240 yıl önce devlet ilan etttiklerinde Hazar denizine doğudan dökülen Atrek nehri kıyısına kurulu ilk başkentleri Nisa şehriydi. Sonra sırayla eski Med şehri Hemedan'a, daha sonra da başkentlerini Bağdat'a 30 km. uzaklıktaki Medain'e taşıdılar. Kommogene Krallığı bir kürt krallığıydı ve Zeus heykeli dikmişti. Dionysos bize greklerden gelmedi, bilicilik gibi bizden onlara gitti.

***

Ru-stem, İstapinu'nun yani güneşin yüzü, yansısı demekti. Zal ise irani olmadan önceki dönemde Sam'dı. Sam, güneşin semitik dillerin etkisiyle İrani dillerdeki söylenişinin dönüşümüne tanıklık eden yeni söyleniş biçimiydi. Hititçe İstapinu yerini asurca Şamaş'a bırakmıştı. Olsundu, tanrının binbir sıfatı vardı. Her isim altında anılan aynı tanrı olduktan sonra ne değişirdi?

Zal ayrıca kafkazik dillerde iki anlamına gelen 'za'dan başka bir şey değildi. 'Dva'ya dönüşmesi, 'D'li versiyonlarının çıkması ne filolojik ne de sayısal değerini değiştirmiyordu. Evlada 'za' denmesi bu yüzdendi. Mirza'lar, Mirzeler, Şerzatlar, Mihridatlar, Mirzatlar hep bu 'za'dan türedi. Rustemi Zal'a Transkafkasya'da, Zigana dağlarında, Karadeniz civarında Samson, yani Sam'ın oğlu dendiği açıktı. Adına Karadeniz'in kıyısında şehir bile kurulmuştu. Bosphor'un batısında oturanlar ise extradan yücelik atfederek Herakl(es) dediler. Bir tanrıyı borçlanıp panteonlarına aktardıklarında kimsenin incinmemesi için kefaret ödemeleri gerekiyordu.
Sam'a etnisite arandığında hiçbir milletle ilişkilendirilmeden doğrudan kürtlerle ilişkilendirildi ve kürtlere 'Samanî' dendi. Kürtler bu isimle devlet kurdular. Dusikî, Karanî, Mihranî, Bermeki ve Sıvedî aşiret konfederasyonları bu devletin belkemiğiydi. Kela Sveda (Siverek), Halep yakılarındaki Sveydiye, bir adı da Süveydiye olan Hatay'ın Saman Dağı ilçesi bu topluluğun kurduğu şehirlerdendi. Kürtler diğerleri gibi Sam'ı sadece efsaneleştirmekle kalmadılar, adına şehirler kurdular. 'Sve' kök sözcüğü, "ulu, yüce" anlamlarına geliyordu.
Çoklarının bilmediği ise Sam'ın babasının adının Ner-i-man olduğuydu. Ner erildi, man adam. Yiğit ve kahraman anlamındaki en eski hint avrupalı sözcüklerden biri bu Neriman adıydı. Ortadoğu'nun diğer hint avrupalı diller konuşan halkları Neriman ismini kızlarına verirken sadece kürtler arasında bu isim erkeklere de veriliyordu. Kürtler "şêr şêre, çi jine çi mêre" demesini biliyorlardı. Tanrının binbir sıfatına karşılık yiğitliğin bir tek sıfatı vardı. Olsundu, her cinsiyet aynı yiğitliği taşırken ne değişirdi?

***

Ner, birinci. Zal, ikinci. Yansı üçüncüydü.
Dede birinci. Baba ikinci. Torun üçüncüydü.
Germanlar bunun için Rustem'e yani Herakles'e Thor dediler, torunla ilgilidir.
Hint mitolojisinde ise hem erkek hem dişi olan İndra'nın isimleri Eviton ve Dviton olan ilk iki oğlundan sonra gelen üçüncü oğlu Threeaton'a denkti.
Hintliler, İndra'yı hemafroditlikten farklı olarak erkek ve dişi özellikleriyle tanımlamanın üzerine çıkıyor onu dedenin de öncesine yerleştiriyorlardı. Adil bir davranıştı. Pısmamlarımız da bizim gibi ""şêr şêre, çi jine çi mêre" demenin hikmetine vakıftılar.

***

Sıralamada Thor, Samson yada Rustem'e üçüncü demiştik, sıralamaya anatanrıça katıldığında dördüncüydü. Hint mitolojisinde de öyleydi, evlatların üçüncüsüydü ama İndra da sıralamaya dahil edildiğinde Threeaton tanrılar katında dördüncü tanrı oluyordu. Grek mitolojisinde Herakles diğer tanrılara karşılık insan olarak tasvir edilmişti. Kürtlerde de öyleydi, çıkıp yayıldığı kaynak da onu alabildiğince sekuler tarzda kurgulamış, insansı özelliklerle donatmıştı ve onu bir tanrıdan ziyade bir kahraman olarak tasvir etmişti. Babadan oğula ve oğuldan toruna akan tek tanrıydı Neriman. Tanrılarını kahramanlaştırarak kendi kahramanlarına tapınmak kürtlere özgüydü, yiğit adam/tanrı onların geleneklerinin bir ürünü olarak ortaya çıkmış, ruhsal şekillenmelerini etkilemişti ve daha da etkilemeye devam edecekti. Kürtlerde isimsiz kahramanların bilinenlerden çok daha kahraman ve sayı olarak milyonlarca kez daha fazla olmasının bir nedeni de buydu. Kürtlerde her fert kahramandı, varsın olsundu. Kürdistan dağlarında her taşın altında yatan aynı Rıza olduktan sonra ne değişirdi?